Bir süredir her hafta okuduğum kitaplardan bir alıntı paylaşıyorum. Bunu bir alışkanlık olsun diye değil; bir cümlenin bazen bütün bir haftayı taşıyabildiğini fark ettiğim için yapıyorum.

Bilgelik tek bir yoldan gelmiyor

Sevda Çalışkan'ın çevirisiyle okuduğum Bhagavadgita, aydınlanmaya giden tek bir yoldan değil, farklı seçeneklerden bahsediyor: sevgi, meditasyon, bilgi. Hermann Hesse'nin Siddhartha'sı da benzer bir şeyi söylüyor:

“İzlediğimiz öğreti veya seçtiğimiz yol fark etmeksizin, sonunda, bireysel deneyimdir önemli olan.”

Bu, derslerimde de tuttuğum bir tavır. Sana bir poz ya da bir nefes tekniği gösterebilirim; ama onu kendi bedeninde deneyimleyene kadar o bilgi henüz senin değil.

İçeriye ve dışarıya doğru

Bora Ercan'ın Yoga ve Kendini Bulma Sanatı kitabından bir not, bu yolculuğun yönünü güzel özetliyor: farkındalıkla harcanan çaba, beklentisizlik tavrıyla birleşince bizi hem kendi içimizde daha derine, hem dışarıda daha ileriye taşıyor.

Marshall Rosenberg'in Şiddetsiz İletişim'i ise pratiği matın dışına çıkarıyor: gerçek empatinin, yorumda ve yargıda bulunmadan, tam bir mevcudiyet haliyle dinlemek olduğunu hatırlatıyor. İtiraf edeyim, en çok zorlandığım alan da bu.

Neden paylaşıyorum?

Çünkü yoga benim için sadece beden çalışması değil; bir okuma, sorgulama ve dinleme pratiği. Bu yazı dizisinde zaman zaman bu alıntılara dönecek, onların mat üzerindeki karşılığını birlikte konuşacağız.